Para parayı çeker atasözü ne demek ?

Baris

New member
Para Parayı Çeker Atasözü Ne Demek?

Bazı atasözleri vardır, insanın yüzüne tokat gibi gerçeği söyler. “Para parayı çeker” de onlardan biri. İlk duyduğumda aklımdan geçen şey şuydu: “Acaba paraların da birbirine mıknatıs gibi çekim gücü mü var?” Cüzdana 100 lira koyunca diğer 100 liralar kapının önünde sıraya mı giriyor? Keşke öyle olsaydı. Muhtemelen hepimizin banka hesabı şu an küçük bir servet olurdu.

Fakat atasözünün anlatmak istediği bundan çok daha gerçekçi. “Para parayı çeker”, ekonomik açıdan belirli bir birikimi, sermayesi veya yatırım imkânı bulunan kişinin yeni para kazanma fırsatlarına daha kolay ulaşabildiğini anlatır. Yani burada sihirden değil, sermayenin yeni sermaye üretme ihtimalinden söz ediyoruz.

Bir başka ifadeyle, elinde hiç parası olmayan biriyle belirli miktarda birikimi olan kişinin ekonomik seçenekleri aynı değildir. Birinin önünde “önce para biriktirmeliyim” problemi varken diğerinin önünde “elimdeki parayı nasıl değerlendirebilirim?” sorusu bulunabilir.

Ama işin güzel tarafı şu: Bu atasözünü “Zengin olan daha da zengin olur, fakir olanın şansı yoktur” şeklinde okumak fazla yüzeysel olur. Çünkü para tek başına para üretmez. Bilgi, zamanlama, risk yönetimi, disiplin, çevre, emek ve bazen de şans işin içine girer.

“Para Parayı Çeker” Atasözünün Asıl Anlamı

Atasözünün temel anlamı, parası veya sermayesi olan kişinin yeni kazanç fırsatlarından yararlanmasının daha kolay olabileceğidir.

Örneğin 10 bin lirası olan bir kişi, parasını mevduat, fon, tahvil veya başka yatırım araçlarında değerlendirebilir. Burada elde edilen getiri yeniden sisteme dahil edilirse zaman içerisinde bileşik bir büyüme etkisi ortaya çıkabilir.

Basit bir örnek düşünelim.

Bir kişinin 100.000 TL birikimi olsun. Yıllık yüzde 20 getiri sağlayan bir yatırım aracında, tamamen teorik ve masraflar ile vergiler hesaba katılmadan, bu para 120.000 TL'ye çıkabilir. Sonraki dönemde kazanç çekilmez ve ana paraya eklenirse yeni getiri artık daha büyük bir tutar üzerinden hesaplanır.

İşte “para parayı çeker” düşüncesinin ekonomik taraflarından biri burada ortaya çıkar.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Getiri garanti değildir. Yatırım araçlarının riskleri, enflasyon, vergiler, ücretler ve piyasa koşulları sonucu ciddi biçimde değiştirebilir. Dolayısıyla atasözü finansal danışmanlık kılavuzu değil, ekonomik hayatta gözlemlenen bir durumu anlatan kültürel bir ifadedir.

Sermaye Neden Yeni Fırsatlar Yaratabilir?

Burada biraz günlük hayata bakalım.

Diyelim ki iki arkadaş aynı işi yapmak istiyor. Biri hiç birikim yapamamış, diğeri ise bir miktar sermaye oluşturmuş.

Sermayesi olan kişi küçük bir dükkân kiralayabilir, ekipman satın alabilir, internet sitesi kurabilir, reklam verebilir veya işinin ilk aylarındaki giderlerini karşılayabilir. Diğer kişi ise aynı fikre sahip olsa bile başlangıç maliyetlerini karşılamak için önce kaynak bulmak zorunda kalabilir.

Dolayısıyla para burada yalnızca “harcanacak bir şey” değildir. Aynı zamanda seçenek satın alan bir araçtır.

Birikimi olan insanın bazen satın aldığı şey doğrudan mal veya hizmet değil, “bekleme zamanı”dır.

Örneğin yeni bir girişimci, ilk üç ay para kazanmadığında işletmesini kapatmak zorunda kalabilir. Bir miktar kenarda parası bulunan başka bir girişimci ise aynı dönemi daha rahat atlatabilir. Bu ikinci kişi daha yetenekli olmak zorunda değildir. Sadece hata yapma ve öğrenme süresi daha uzun olabilir.

Bu açıdan bakınca atasözünün içinde ilginç bir ekonomik gözlem vardır: Sermaye, sadece kazanç değil, hareket alanı da sağlayabilir.

Bileşik Getiri: Atasözünün Matematikle Buluştuğu Nokta

“Para parayı çeker” sözünü açıklarken bileşik getiriden bahsetmemek biraz eksik kalır.

Bileşik getiri, elde edilen kazancın ana paraya eklenmesi ve sonraki dönemde getirinin daha büyük toplam üzerinden oluşması mantığına dayanır.

Mesela 10.000 TL'nin yıllık yüzde 10 getiri sağladığını varsayalım. İlk yıl teorik olarak 1.000 TL kazanılır ve toplam 11.000 TL olur. İkinci yıl yüzde 10 artık 10.000 TL üzerinden değil, 11.000 TL üzerinden hesaplanır.

İkinci yılın sonunda tutar 12.100 TL'ye ulaşır.

Buradaki 100 TL küçük görünebilir. Fakat süre uzadıkça matematik ilginçleşir. Çünkü kazanç da sisteme katılır.

Tam da bu nedenle finans dünyasında zaman önemli bir faktördür. Küçük miktarların uzun süre boyunca düzenli biçimde değerlendirilmesi, tek seferde büyük para kazanmaya çalışmaktan farklı bir stratejidir.

Tabii gerçek hayatta faiz oranları, piyasa hareketleri, enflasyon ve yatırım riskleri sabit olmadığı için bu örnek yalnızca mekanizmayı anlatmak içindir.

Bu Atasözü “Zengin Daha Zengin Olur” Demek mi?

Kısmen böyle bir ekonomik gözleme işaret edebilir ama anlamı yalnızca bundan ibaret değildir.

Çünkü servetin büyümesi sadece başlangıçtaki para miktarına bağlı değildir.

100 bin lirası olan ama bütün parasını düşünmeden harcayan bir kişiyle 20 bin lirası olup düzenli tasarruf yapan bir kişinin geleceği aynı olmayabilir.

Üstelik “para parayı çeker” ifadesi, ekonomik eşitsizliklerin tamamını açıklamaz.

Eğitim, meslek, sosyal çevre, aile desteği, sağlık, yaşanılan ülkenin ekonomik şartları, krediye erişim, iş fırsatları ve kişisel beceriler de ekonomik sonuçları etkiler.

Bu yüzden atasözünü bir ekonomik yasa gibi görmek yanlış olur.

Hatta forumlarda sıkça karşılaşılan “Paran yoksa para kazanamazsın” yaklaşımı da gereğinden fazla karamsardır.

Çünkü modern ekonomide insanın sahip olduğu tek sermaye para değildir.

Bilgi de sermayedir. Zaman da sermayedir. Beceri de sermayedir. Güvenilir bir çevre de sermayedir. İtibar da sermayedir.

Bazen bir insanın cebindeki para azdır ama sahip olduğu beceri sayesinde gelirini artırabilir.

Erkekler Strateji Kurar, Kadınlar Empati Yapar mı? Asıl Mesele Bu Kadar Basit Değil

Bu atasözü üzerine konuşurken insanların para yönetim tarzlarının farklı olabileceğini söylemek mümkün. Fakat bunu “erkekler parayı böyle yönetir, kadınlar şöyle yönetir” şeklinde kalıplaştırmak pek sağlıklı değil.

Örneğin Mehmet adında bir yazılım geliştiricisi düşünelim. Harcamalarını tabloya aktarır, hedef belirler, yatırım seçeneklerini karşılaştırır ve “Bu para bana beş yıl sonra ne sağlayacak?” diye bakar. Oldukça stratejik hareket eder.

Aynı şekilde Ayşe adında bir girişimci düşünelim. O da parasını değerlendirirken ailesinin ihtiyaçlarını, çalışanlarının durumunu ve iş ortaklarıyla ilişkilerini hesaba katıyor. Kararlarında ilişkilerin sürdürülebilirliğini önemsiyor.

Burada mesele erkek ve kadın olmak değil; kişilik, deneyim, eğitim, meslek, yaşam koşulları ve değerlerdir.
 
Üst